Sevgilim, bu şarkı benden sana olsun
♥
ufaktefekblog
Haftasonunu doya doya yaşadın mı diye soranlara haykırarak EVET demek istiyorum. Cuma akşamından başladık eğlenmeye,cumartesi mangal ve şarap keyfi pazar günü mangala doyamadığımızı anlayıp bir daha mangal keyfi yaşadık. O an dedim ki evet hayat şuan bize güzel… Hala haftasonunun sarhoşluğundan kurtulamadım.
Artık havalar ısındığına göre bundan sonra her hafta sonu mangal olucak her hafta sonu eğleneceğiz. Yaşasın sıcak havalar

Pazar günü kendim için en sonunda çekim yapabildim,çekim yaparken döktüğüm terler inanılmazdı, editledikten sonra çok yakında www.cigdemayin.com’ da.
Heyecanla bekleyin

Geçen hafta 23 Nisan’ın tatil olmasını fırsat bilip Manisa, İzmir turuna çıktık ve 3 günlük mini bir tatil bile insanı nasıl mutlu ediyormuş onu bir daha öğrendim…
Manisa’da termal otelde masaj,hamam,sauna keyfi sonra İzmir’de kumru,midye arkadaşlarla geceyarılarına kadar sohbetler…Bir insanın mutlu olması aslında bu kadar basitmiş,mutluluğu çok uzaklarda aramamak lazımmış ve en güzeli de tatildeyken tatil planı yapmakmış …

Her yıl yaptığımız senede bir ya da iki yurtdışı gezilerimizi bu yıl neden yapmıyoruzla başlayıp sonra yer belirleyip uçak bileti fiyatlarına bakıp yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle e hadi o zaman gidiyoruz cümlesiyle tatildeyken tatil planlarını yapmış olduk ve şuan dört gözle ve kocaman bir heyecanla o tarihi bekliyorum yanımda en sevdiklerim ile mini gezilerin hayaliyle yaşıyorum …

Bugün gözlüklerimi tekrardan takabilme adına …
Ofise gelirken giyemediğim topuklu ayakkabılarıma, giyemediğim mini eteklerime ve bir çok kıyafetlerim adına çok üzülüyorum …
Bir gün
Her sabah huysuzlanarak uyanıyorum sabahın 6.30’nda kalkmaya alışamadım hala… Huysuzluğum servisde de devam ediyor ofise geliyorum eğer şanslıysam bir yarım saat daha kestiriyorum,şansızsam kendimi kahveye vuruyorum sonra bütün gün çekim… Sabah 8’den akşam 5’e kadar. Oturduğum zaman sadece bir öğle arası yemek molası.. Bu durumdan şikayetçi değilim tabiki de ama hep şöyle derdim -vaktim yok diyebilmeyi çok isterdim - diye şuan o kelimenin tüm anlamlarını yaşıyorum. Oje sürmeye, yemek yapmaya, dışarıda gezmeye ne vaktim oluyor ne de enerjim…
İnsanın kendinden vermesi, vakit yaratamaması aslında muhteşem birşey değilmiş biraz zorlukları varmış…
İşte soruyorsunuz ya ne yapıyosun nasıl gidiyor iş diye, işte böyle.
Sorumluluklarım iki katına çıkmış halde, kendime vakit ayıramamış bir haldeyim, evin temizliğiyle ilgilenecek birilerini aramak aynı zamanda yemek yapamamaktan dertlenen bir yandan da diet yapmaya çalışan bir insan oldum. Dertlenmiyorum sitem de etmiyorum en azından depresyona girmiyorum çalışmıyorum diye ama bir günün bu kadar hızlı geçtiğini de öğreniyorum. Zamanın yetmemesi yetiştirememek kelimelerini tekrardan hayatıma sokuyorum.
Bazen kızkıza eğlencelere çıkmak istiyorum ama hep şu kelimeyi kullanıyorum - ama yarın iş var - bu biraz üzücü olabiliyor ama bunada alıştığımda geriye sorun kalmayacak eminim. Zaten sorunluk bir yanıda yok bazen kendi kendime dertleniyorum ne yapayım…
Demek ki iş hayatı böyle birşeymiş, daha önce çalıştığıma çalışmak denilmiyormuş bunları öğrenmem güzel oldu. Çalışan insanları çok iyi anlıyorum ve önlerinde saygıyla eğiliyorum :)
Bazen insanları anlamakta çok zorlanıyorum. Sonra diyorum ki neden uğraşıyorsun. Onlar bu kadar çaba gösteriyor mu seni anlamak için…
Sonra içime dert oluyor saçma bir şekilde, sonra insanlara içten içe kızmaya başlıyorum, bunu neden anlamadı ki dünyanın en basit şeyini anlatıyordum oysaki sonra diyorum ki zorlama anlamadıysa anlaması için çabalama belli ki aramızda mesafeler var onunla aynı dili konuşabilmemiz için…
Her şey garipleşmeye başlayınca kendimden şüphe etmeye başlıyorum.
Sonra sinirleniyorum sonra yine sinirleniyorum sonra içimde ki ruh hastası insan bir anda ortaya çıkıyor